BİSİKLET HIRSIZLARI VE İTALYAN YENİ GERÇEKÇİLİK AKIMI
İkinci Dünya Savaşı’na zemin hazırlayan etkenler hemen hemen her konuda değişimlere neden olmuştur. Bu durum sinemayı da etkilemiştir. Bazı ülkeler sinemayı kendi ideolojilerini halka kabul ettirmek için kullandı, bazı ülkeler ise halkın zihnini meşgul edip oyalamak için kullandı. İtalyan Yeni Gerçekçiliği, İkinci Dünya Savaşı’nın ve Alman faşizminin çöküşünün bir ürünü olarak gösterilebilir. 1943-1945 yılları arasında ülkedeki ekonomik kriz Mussolini’nin çöküşüyle ilgilidir.
Yeni Gerçekçilik Akımını savunanlar gerçek mekanların kullanılmasına özen göstermişlerdir. Diyalogların seslendirilmesi ise stüdyoda yapılmaktadır. Estetikten ziyade gerçeği göstermeye odaklanmışlardır. Amatör oyuncu kullanılmıştır. Ana akım sinemaya tepki için yapılmıştır. Ayrıca amatör oyuncularla olayı doğal bir şekilde vermeyi amaçlarlar. Belgesel tarzını kendilerine örnek almışlardır. Gerçekliğin sürekliliğini sağlamak için kurgudan kaçınılmıştır. Uzun çekimler ile film gerçekçi bir biçimde yansıtılmaya çalışılır. Özellikle film kısıtlılığı nedeniyle iyi olmayan ve tesadüfen çekilmiş görüntüler de kullanılmıştır. Bu nedenle belgesel özelliği taşırlar. Doğal ışık kullanmışlardır. Kamera açılarında ve çerçevelemede esnek olmuşlardır. Hikayede de esnek olmuşlardır. Yeni Gerçekçiliğin en önemli özelliklerinden biri özünde siyasi bir mesaj içermemesidir.
Yeni Gerçekçilik Akımının önde gelen isimlerinden biri Vittorio De Sica’dır. De Sica, sıradan insanların gerçek sorunlarıyla ilgilenmeyi kendine görev edinmiştir. Filmlerinde Sosyalist düşünceden hareketle dini düşünceler bulunmaktadır. İşsizliğin ve fakirliğin doğası, adalet arayışı, ele aldığı temalardır. De Sica, filmlerinde olumsuz durumları dramatikleştirmez, doğallığın dışına çıkmaz, propagandist bir anlatıya dönüştürmez. Bisiklet Hırsızları filminde şöyle bir gönderme yapmıştır:
Almanca sohbetler De Sica’nın kendi ülkesine karşı çektiği yabancılığa işaret eder. Oldukça önem arz eden bu noktada usta Mussolini’ye gönderme yapmıştır. (https://www.filmloverss.com/bisiklet-hirsizlari-2/)
Vittorio De Sica'nın yönettiği 1948 yapımı olan Bisiklet Hırsızları, Luigi Bartolini’nin romanından uyarlanmıştır. Film, yoksul bir işçiyi konu alır. İtalya’da savaş sonrası hırsızlık olaylarının çok yaşanması ve Antonio karakterinin afiş yapıştırma işi için yeni aldığı bisikletinin çalınması söz konusudur. Antonio bisikleti çalındığı için şikayetçi olur fakat karakoldaki komiser umursamaz. Devlet sade bir vatandaşın sorumluluğunu almaz ve kendi çabalarıyla bisikletini bulmasını söyler (İktidar onu umursamaz.).
Antonio işten çıkmıştır. Yeni işi için bisiklet alması gerekmektedir. Eşine durumu anlatır ve ve eşi Maria Ricci ile birlikte nevresimlerini para karşılığında rehin verirler. Bu sahnede görevlinin merdiven kullandığını ve rehin verilen çok fazla eşyanın olduğunu görürüz. Halkın savaş sonrası ne kadar zor durumda olduğunu sadece bu sahne ile anlayabiliriz (Bir gerçeklik söz konusudur.). Bisikleti ve işi için lazım olan elbiseleri alırlar. Maria Antonio ’ya bir arkadaşını ziyaret edeceğini söyler. Dışarıda bekleyen Antonio’ya geleceği gören kadını sorarlar. Antonio merak eder ve içeri girer. Ulu kadın Maria’ya bir şeyler anlatmaktadır. Antonio Maria’nın böyle bir şeye inanmasına şaşırır ve kızar. Fakat daha sonra kendisi buraya gider ve ulu kadınla konuşur. Eğitim eksikliği olan ve savaştan yeni çıkan bir toplum çare bulmayı farklı yollarla denemişlerdir. Bu durum hem Antonio’nun kafasını karıştırır hem de izleyicinin. (Savaş sonrası insanlar kilise gibi manevi yönden kendilerini rahat hissettikleri yerlere yoğunlaşmışlardır.)
Antonio iş arkadaşından afiş asmayı öğrenmiştir ve kendi başına afiş asmaya başlamıştır. Bu sırada bize savaştan yıpranmış sokak manzaraları gösterilir. Yeni gerçekçiliğin mekan kullanımı mevcuttur. Antonio afiş asarken iki arkadaş gelir. Biri Antonio’yu oyalarken diğeri bisikleti çalar. Bisikleti oğlu Bruno ile aramaya çıkarlar. Filmdeki oyuncu kadrosu amatördür. Bruno’nun amatör olmasının nedeni ancak alt tabakada büyüyen bir çocuğun bu duyguları daha gerçekçi aktarabilmesindendir. Antonio ise fabrika işçisidir. Film çekimi bittikten sonra işine devam etmiştir fakat daha sonra işten çıkarılmıştır. Filmin başrolünde oynarken öbür yanda o gerçeği tamamen yaşar. Bu yüzden Yeni Gerçekçilik Akımı etkisinde olan filmlerde profesyonel oyuncu görmek zordur.
Antonio ve Bruno bisikleti aramaya devam ederler. Bulundukları yerden bir bisiklet çalınır ve hırsızı yakalamaya çalışırlar ama hırsız kaçar. Hırsıza yardım eden yaşlı adamı bulurlar ve hırsızın adresini söylemesi için üzerinde baskı kurarlar. Bu sırada yaşlı adam kilisededir. Burada kişisel bakımını yapar, dua eder ve yemek yer. Kiliseye olan bağlılığın arttığı, dinin insana iyi geleceği, ihtiyaçlarını karşılayabileceği vurgusu yapılmıştır. Yeni Gerçekçiliğin inanç üzerinde durmasından dolayı bu vurgular yapılır. Yaşlı adam hırsızın adresini verir. Antonio arayışa çıkmıştır fakat nehir kenarında bir çocuğun boğulmak üzere olduğu haberini alır. Bruno olabileceğini düşünür ve nehrin kenarına gider. Bruno babasını beklemektedir. Babası onun için endişelendiği için onu restorana götürür. Restoranda Bruno’nun ve bir kız çocuğunun yemek yeme şekilleri paralel kurgu ile bize gösterilmiştir. Burada alt sınıf ve üst sınıf farkı net bir şekilde görülmektedir.
Sokakta yürürlerken Antonio bisikletini çalan kişiyi görür ve peşinden koşturur. Hırsızın mahallesindeki insanlar toplanır ve Antonio’ya kızarlar. Ortalık karışır. Bruno polis çağırır ve babasını kurtarır. Polis hırsızın evinde bisikleti bulamaz. Polis tanık olmadan suçlamanın dikkate değer olmadığını belirtir. Antonio düşünceli üzgün olduğu için Bruno’nun arabaya çarpılıyor olmasını umursamamıştır (Bruno’nun bu sahnesi tesadüfen ortaya çıkmıştır. Araba çarpma tehlikesi geçirmiştir. Bu özelliğiyle belgesel niteliği taşıyor diyebiliriz. Bir gerçeklik söz konusudur.).
De Sica uzak çekimler kullanır. İzleyici ile karakterler arasında bağ oluşmasını istemez. Karakterlerin sorunlarını gerçekçi mizansenle yansıtmak ister. Filmin dramatik anlatıya yer verilmeden gerçekleştirilmiş olması, Yeni Gerçekçilik akımını tek başına anlatabilecek kadar bir başarıya sahip olduğunu söyleyebiliriz. Filmde bir çözüm vermez çünkü izleyiciyi ayaklandırmak gibi bir düşüncesi yoktur (Yeni Gerçekçiliğin siyasetten uzak durma özelliğini görürüz.). Ayrıca filmde diyalog kullanımı azdır. Bazı görüntüler müzik eşliğinde kullanılmıştır.
İnsanlar maç izlerken Antonio etrafa bakar ve birçok bisiklet gözüne çarpar. Etrafta kimsenin olmadığını görünce bisikleti çalmaya çalışır ama yakalanır. Herkes Antonio’nun etrafını sarar. Bruno ağlayarak babasının elini tutar. Bisiklet sahibi Bruno’yu görünce onu şikayet etmekten vazgeçer. Bisiklet Hırsızları’nda vicdan ve ahlak fikirlerinin özel bir yeri bulunmaktadır. Antonio yakalandıktan sonraki yaşadığı utanç, oğlu tarafından gözlemlenir. Antonio ağlayarak Bruno’nun elini tutar ve kalabalığa karışırlar. Antonio ve Bruno eşitlenmiş olurlar. De Sica, Antonio’nun bu suçu işlemesinin sebebi olan toplumsal sorunları ve düzen bozukluklarını sorgular.
Rosselini der ki: “Yeni-Gerçekçi filmin konusu dünyadır; öykü ya da anlatı değil. Önceden kararlaştırılmış bir tezi içermez, çünkü düşünceler filmin içinde konudan doğar. Gereksiz ve yalnızca seyirlik olana yakınlık duymaz, bunu reddeder ama somutu çekici bulur.”
KAYNAKÇA
1980 Sonrası Yeni Gerçekçilik Örneği Olarak Düttürü Dünya-Orhun YAKIN
Yılmaz Güney Sinemasının İdeolojik ve Gerçekçi Sinema Dilinin Çözümlenmesi-Fahrettin VAROL (49-53)
Yeni Gerçekçilik ve Luchino Visconti: Sinema Tarihine Yeniden Bakmak-Barış KILINÇ
Fransız Şiirsel Gerçeklik Sineması ve İtalyan Yeni Gerçekçiliği Sineması Karşılaştırması-Burak ŞENEL
Sanatta Gerçeklik İçerisinde İtalyan Yeni Gerçekçiliği- Nilay Ulusoy ÖNBAYRAK
Yeni Gerçekçilik ve Türk Sinemasında Gerçekçilik-Hasan Ramazan YILMAZ (27-31)

.jpg)


Yorumlar
Yorum Gönder