Ah Güzel İstanbul Filmi Üzerine Doğu-Batı Çatışması
1960-75 yılları arası Doğu-Batı arasındaki
gerilimin en fazla olduğu dönemdir. Yerli filmlerde bu çatışma üzerinde fazlaca
durulmuştur. Toplumsal hayat ve kültürel yaşamın her alanında Geleneksel-Modern
çatışması açık biçimde kendini hissettirmektedir. Ekonomik alanda sınıfsal eşitsizliklerin
yoğun olarak eleştirildiği dönemdir. Toplumsal yaşamdaki değişimlerin
(kentleşme, iç göç...) sonucunda yerli filmler bilinçli ya da bilinçsiz şekilde
gelenekselliği koruyup modernliğe karşı çıkmışlardır.
Dönem itibariyle, insanların ilgisinin
yoğunlaşmasıyla beraber göç, köy-kent yaşamındaki değişiklikler, siyasi açıdan
yaşanan değişimler ve ekonomik krizler sinemaya yansımıştır.
Köklü bir aileden gelen Haşmet’in ve
taşradan gelen saf bir kız olan Ayşe’nin hikayesi üzerinden doğu-batı çatışması
işlenmiştir.
Kültürel Yönelimler ve Arka
Plan
1960’larda Toplumun zengin ve entelektüel
kesimi için batılılaşma önemli bir olgudur. Entelektüel kesim, modernliğin
topluma benimsetilmesi düşüncesine sahiptir. Bu düşüncenin eleştirisi Ah Güzel
İstanbul‘daki olaylarda somut olarak ele alınmıştır.
Film İstanbul’un eski ve yeni mekanlarında
geçer. Jenerik esnasında şehrin güzellikleri gösterilir. Bu filmde, İstanbul’un
dışarıdan göründüğü gibi olmadığına ilişkin eleştiriler bulunmaktadır.
II. Dünya Savaşı’nın etkisinden dolayı
filmde kentlileşmeyi görmekteyiz. Kentsel dönüşüm ve toplumsal dönüşüm birlikte
ilerler. Tek bir ailenin yaşadığı yerler, birden fazla ailenin yaşadığı
apartmanlara dönüşür. Haşmet’in fotoğraf çektiği sahnelerde gecekonduların
çoğaldığını ve yıkılmış sokakları görürüz. Kentlileşmenin ortaya çıkmasının nedeni
ise ahşap evlerden dolayı sürekli yangınların çıkmasıdır. Yangınları önlemek
için ahşap evler yerine beton evler yapılmaktadır. Beton ev yapımının da
Batıdan öğrenildiği söylenmektedir.
Filmdeki olayların içine, toplumun üst
sınıflarından kişiler de dahil edilerek sınıfların birbirlerine olan bakış
açılarına yönelik bir değerlendirme bulunmaktadır. Bu değerlendirmenin bir
örneği Haşmet’in talipleri üzerinden ideolojik olarak yapılmaktadır.
Leman Hanım, iki fakülte bitirmiştir. Leman
Hanım eğitim yolu ile statü sahibi olan orta sınıfları temsil eder. Haşmet’in
bu evliliğe olumlu bakmamasının nedeni Leman Hanım’ı hayattan kopuk bulmasıdır.
Han hamam sahibi olan Belkıs Hanım, Haşmet’in bir diğer taliplisidir. Belkıs
Hanım İstanbul’daki yerli burjuvazinin bir temsilidir. Haşmet, Belkıs Hanım’la
evlenmeyi kendini satmakla eş tutar. Mahallenin kasabı, kızını Haşmet’e vermek
ister. Fakat Haşmet bu kızın da taleplerini karşılayamayacağını düşünür. Bir
nevi bunu bir bahane olarak kullanır ve evlenmez. Talepler birbirini
karşılamaz.
Ayşe’nin kaldığı pansiyonun -genelev olan-
ismi Medeniyet Pansiyonudur. Haşmet’in film içerisindeki şu repliği: “Ah
ihtiyar medeniyet, çocuklarına sağlam, yepyeni bir dünya kurmaktan bunca aciz
misin? Bizi yabancı diyarlardan getirttiğin süslü yalanlarla mı besleyeceksin?”
bir göndermedir. İstanbul bir medeniyet olarak herkesi aynı yere koymuştur
ancak artık medeniyet de değişmektedir.
Toplumsal yapıyla bireyin düşünsel dünyası
iç içedir. Düşüncenin temelinde, dünya görüşü ve toplumun oluşturduğu
düşüncelerin bileşimi vardır
60’lı yıllarda ise toplum yeni bir
Batılılaşma serüvenine doğru sürüklenmeye başlamıştır. Bu olgu ilk elde, Klasik
Türk Müziğinin eğlence ve gazino müziği olarak yozlaştırılmasıyla gündeme
gelmiştir. Halk arasında yeni tür müziği yaygınlaştırmak için bu yeni müziğe
“Türk Sanat Müziği” adı verilmiştir (Selçuk, 1983).
Nijat Özön (1983) tarafından,
“Batılılaşmayı, aydın züppeliğini, aranjman müziğini taşlamak isterken,
demagojik bir havaya bürünmekten, alaturkacılığın, Osmanlıcılığın, tutuculuğun
övgüsünü yapmaktan öteye geçemedi.”
Filmdeki olayların özünü Batılılaşma ve
modernleşme oluşturmaktadır. Popüler olan ile geleneksel olanın giderek yer
değiştirmeye başladığının vurgusu yapılmaktadır.
Türk sineması, sosyo-kültürel değişimin
toplum bünyesinde meydana getirdiği değişime odaklanan, değişimin yönünü ve
sonuçlarını doğru bir şekilde ortaya koyan filmlerden oluşmaktadır.
Geleneksellik – Modernlik
Çatışması
Filmde İstanbul’a özgü kareler
gösterilirken bir yandan da şehrin kaos ortamı gösterilmektedir (kent, krizin
görünmeye başladığının hüznünü ifade ediyor.). İstanbul’un umudu simgeleyen bir
yer ve alt sınıf-üst sınıf (ekonomik olarak) çatışmasının olduğu bir yer olarak
gösterilmektedir. Haşmet’i ve Ayşe’yi bu konu üzerinden örnek gösteririz.
Farklı şekillerde olsa da İstanbul’dan nasibini almaya devam eden insanlardır.
Haşmet, başına gelenlere rağmen hala şehre âşık, paraya düşkünlüğü olmayan
biridir. Ayşe ise masum olarak geldiği bu şehirde daha rahat bir hayat
sürebilmek, kolay bir şekilde para kazanabilmek ve ünlü olmak için her şeyi
göze alan biridir (Filmde Osmanlının ve Cumhuriyetin harmanlaştığı 60’lı
yıllardaki toplumsal değişime ve Batılılaşma hareketine göndermeler
yapılmaktadır.). İki karakterin çatışmalarının temelinde toplumun özgün
değerleri ile yabancılaştırılmış olan değerlerin zıtlığı barınmaktadır.
Haşmet, anılarıyla yaşayan eski zaman
insanıdır. Uzun paltosu, fötr şapkası, atkısı ve konuşmasıyla yaşadığı zamanla
uyumsuzdur. Haşmet’te geleneksele yönelik birçok kod bulunmaktadır. Buna rağmen
çevresi tarafından sevilen ve sayılan birisidir. Haşmet’in hayatı, Ayşe’yle
birlikte değişir. Ayşe tecrübesiz, saf ve hareketlidir. Geleneksel yapı Haşmet
ile bütünleşmiştir. Ayşe modernleşmeye çalışan kitleyi temsil eder.
Medeniyet, gündelik hayat için pratik
unsurlar içerir. Kültür ise birtakım değer yapılarına sahiptir. Belki de bu
yüzden eski medeniyetin adamı Haşmet, ideolojik bir karşı çıkış için işçi
sınıfından Ayşe’ye ihtiyaç duymuştur.
Öte yandan Ah Güzel İstanbul’un anlatısı
Haşmet’in istemese ve benimsemese de değişim karşısında çaresiz kaldığını
hissettirmektedir. Kökünden kopmuş, korunmasız, yabancılaşmış hissetmektedir.
Filmde Ayşe’nin artist olma macerası çerçevesinde, 60’lı yıllarda Türk toplumunda yaşanan değişime ve Batılılaşmaya yönelik eleştirel bir şekilde geleneksellik-modernlik bağlamında tartışılmaktadır.
Atıf Yılmaz’ın, Ah Güzel İstanbul filminde,
Haşmet ve Ayşe ikilisi ile iki bireyin farklı olarak inşa edilmiş olan
dünyalarını incelemiş oluruz. İki farklı dünyanın incelenmesi sonucunda 60’lı
yılların toplumsal değişimi, toplumsal yapısı hakkında bilgi edilmektedir.
Geleneksellik ve modernlik filmin ana karakterleri üzerinden bize
sunulmaktadır.
Haşmet’in ve Ayşe’nin
kişiliklerinde İstanbul bulunmaktadır.
Film, müzik üzerinden gelenekselliği
sorgulamamızı sağlar. Cumhuriyet Türkiye’sinin, geleneksellikten kopuşunda
yaşanan toplumsal değişimi doğu-batı çatışması üzerinden göstermek içi müziği
bir araç olarak kullanmaktadır.
Haşmet, maziyi temsil eder. Ayşe ise modern
hayattan beklentisi olan yeni neslin bir temsilcisidir.
Ah Güzel İstanbul, taşradan gelenle (Ayşe)
kentlinin (Haşmet) karşılaşması sonucunda farklı kültürler ve alışkanlıklar
buluşur. Fakat filmde çatışma mevcut değildir, kabullenme mevcuttur.
Sinemanın önemli işlevlerinden biri de
gösterdikleri aracılığıyla göstermediklerini aktarmaktır (Adanır, 2012). Bu
açıdan Ah Güzel İstanbul’da güçlü bir anlatım mevcuttur. Taşradan şehre göçün,
toplumsal değişimin, Batılılaşmanın yarattığı kültürel değişim karakterler
üzerinden temsil edilmektedir. Ayşe’nin Haşmet’i ikna etmesi ve birbirlerini
kabullenmeleri, İstanbul’un modernleşmeyi kabul ettiğini göstermektedir.
Kaynakça
Adanır, O. (2012). Sinemada
anlam ve anlatım. İstanbul: Say Yayınları
Bostan, M. (2015). Ah,
Güzel İstanbul ve Şehirli Muhafazakârlık. 10.05.2015,
http://www.tsa.org.tr/yazi/yazidetay/83/ah,-guzel-istanbul-ve-sehirlimuhafazakarlik
adresinden erişildi.
Modernleşme Serüvenimiz ve
Yeşilçam - Filiz Çelik
Haşmet İbriktaroğlu’nun
Hüzünler Kulübesi ya da Ah Güzel İstanbul’da Kültürel Yönelimler - İbrahim
Şamil Köroğlu
tarihlisanat.com/ah-guzel-istanbul/
http://www.cinerituel.com/ah-guzel-istanbul-1966-atif-yilmaz/
Abisel, N,Arslan,
Behçetoğulları, Karadoğan, Öztürk, Ulusay, (2005), Çok Tuhaf Çok Tanıdık,
İstanbul: Metis yayınları.
Özön, N. (1983). “Türk Sineması”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye
Ansiklopedisi, Cilt:6: 1476– 1481. İstanbul: İletişim Yayıncılık.
Selçuk T. (1983). “Müzik Dünyamız”, Cumhuriyet Dönemi
Türkiye Ansiklopedisi, Cilt:6: 1476–1481. İstanbul: İletişim Yayıncılık.


Yorumlar
Yorum Gönder